TARİH KOKAN KALDIRIMLAR : AYVALIK
Şirin Bir Kasaba : AYVALIK
Gittiniz mi hiç? Mesela ilk önce şöyle bir Cennet Tepesi'ne çıkacaksınız, orada hayatın bütün karmaşasını unutup sadece uzun uzun güneşinin batışını seyredip havayı koklayınız, şimdi neredesiniz bir düşünün burası bir yudum Osmanlı, bir yudum Yunan, bir yudumda Cumhuriyet kokan bir kasaba Ayvalık...
Cennet Tepesi'nden aşağıya doğru adım adım ilerleyiniz. Arnavut kaldırımları, dar bir labirenti andıran sokakları baharın kokusuna, biraz rutubet biraz iyot birazda tarih kokusu alırsınız.
Cumbalı taş binalar, kiliseler, kiliseden çevrilmiş camiler ya evler onlar zamanının bütün yorgunluğunu ve ruhunu taşımıştır emin olunuz. İki kanatlı demir pencereler, hala net olan oymalı el işçiliği kapıların üzerinde, zamanına göre ilginç olmayan kapı tokmakları, kapılar açıldığında sizi rahatsız etse de onlar yorgunluğun çığlığıdır. Birçoğunu taş,kil ve yumurta akıyla beden gücüyle inşa edip günümüze taşınmıştır.
Kıyıda küçüklü büyüklü balıkçı tekneleri açıklardan aldığı olimposun ruhunu taşır size, ilerledikçe, Türkiye'nin ilk boğaz köprüsü olan Ayvalık Cunda eski adıyla Alibey Köye varırsınız işte orada denizin o güzel kokusunu derin bir nefesle içinize çekin.
Kıyıda sıra sıra balık lokantaları tepelerde zeytin ağaçları ve birde saklı koyu Patriça'sını mutlaka görmeniz gerekir. Patriça Koyu'na gidip deniz kenarında dinlenmek size sakinliği ve huzuru da beraberinde getiriyor.
Siz doğa, deniz, tarih, muhteşem zeytinyağlı yemekleri, taze mi taze deniz ürünleri yemek istiyorsanız işte size sunduğum bu doğanın ve medeniyetlerin bizlere hazırladığı küçük sevimli sahil beldesinde olmalısınız. İşte Ayvalık ve Cunda Adası'nın mütevazi yaşantısından bahsetmek istedim, eğer bir gün yolunuz buraya düşerse, burada yaşayanlar sizi samimi ve içten davranışlarıyla bir daha gelmeliyim dedirtecektir.
Gittiniz mi hiç? Mesela ilk önce şöyle bir Cennet Tepesi'ne çıkacaksınız, orada hayatın bütün karmaşasını unutup sadece uzun uzun güneşinin batışını seyredip havayı koklayınız, şimdi neredesiniz bir düşünün burası bir yudum Osmanlı, bir yudum Yunan, bir yudumda Cumhuriyet kokan bir kasaba Ayvalık...
Cennet Tepesi'nden aşağıya doğru adım adım ilerleyiniz. Arnavut kaldırımları, dar bir labirenti andıran sokakları baharın kokusuna, biraz rutubet biraz iyot birazda tarih kokusu alırsınız.
Cumbalı taş binalar, kiliseler, kiliseden çevrilmiş camiler ya evler onlar zamanının bütün yorgunluğunu ve ruhunu taşımıştır emin olunuz. İki kanatlı demir pencereler, hala net olan oymalı el işçiliği kapıların üzerinde, zamanına göre ilginç olmayan kapı tokmakları, kapılar açıldığında sizi rahatsız etse de onlar yorgunluğun çığlığıdır. Birçoğunu taş,kil ve yumurta akıyla beden gücüyle inşa edip günümüze taşınmıştır.
Kıyıda sıra sıra balık lokantaları tepelerde zeytin ağaçları ve birde saklı koyu Patriça'sını mutlaka görmeniz gerekir. Patriça Koyu'na gidip deniz kenarında dinlenmek size sakinliği ve huzuru da beraberinde getiriyor.
Siz doğa, deniz, tarih, muhteşem zeytinyağlı yemekleri, taze mi taze deniz ürünleri yemek istiyorsanız işte size sunduğum bu doğanın ve medeniyetlerin bizlere hazırladığı küçük sevimli sahil beldesinde olmalısınız. İşte Ayvalık ve Cunda Adası'nın mütevazi yaşantısından bahsetmek istedim, eğer bir gün yolunuz buraya düşerse, burada yaşayanlar sizi samimi ve içten davranışlarıyla bir daha gelmeliyim dedirtecektir.





Yorumlar
Yorum Gönder